2015 Yaz Sezonu 3x7000m

Peak Lenin Zirvesi (7134 m)

Peak Lenin Zirvesi (7134m)

[line]2015 yaz sezonunu Pamir ve Tanrı Dağları (Tian Shan)’nda geçirdim. İlk önce toplamda yedi kişiden oluşan ekibimizle Peak Lenin’e (7134m) gittik. Ardından ben sezon sonuna kadar Tian Shan’daydım.

Peak Lenin tırmanışımız 12 Temmuz akşamı Achik-Tash ana kampına ulaşmamız ile başladı. Hemen ertesi gün 13 Temmuz’da ileri ana kampa gidip yüksekliğe uyum tırmanışımıza başladık. 17 Temmuz günü kamp 2 (5300m) ve ertesi gün kamp 3 (6100m)’ü kurup ileri ana kampa geri döndük. Havanın kötü gitmesi sonucu zirve için ancak 22 Temmuz günü ileri ana kamptan yola çıkabildik. Sırasıyla 23 Temmuz günü kamp 2 ve 24 Temmuz günü kamp 3’e vardık. 24 Temmuz’u 25 Temmuz’a bağlayan gece zirve için yola çıktık fakat kötü hava koşulları ile görüşün olmayışından ötürü kaybolduk ve kamp 3’e geri döndük.

25 Temmuz gecesi tekrar yola çıktık ve olumsuz hava koşullarına rağmen 26 Temmuz günü Peak Lenin zirvesine ekibimizden dört kişi; ben, Salih, Efe ve Kenan olarak çıktık. 27 Temmuz’da kamp 3 ve kamp 2’yi toparlayarak ileri ana kampa, 28 Temmuz günü ise ana kampa döndük. Böylece 16 günde (beş günü ileri ana kampta kötü hava sebebiyle beklemek ile geçti) Peak Lenin tırmanışımızı bitirmiş olduk. 29 Temmuz’da ana kampı terk edip önce Oş şehrine ardından uçakla Bişkek’e döndük.

Eve dönmenin rahatlığına kapılıp bir hafta kadar evde yani Bişkek’te dinlendikten sonra 6 Ağustos günü partnerim ile yola çıkıp Karkara kampına gittik ve 7 Ağustos günü Karkara’dan helikopterle South Inylchek (güney inilçek) ana kampına uçtuk.

Yedi kişilik ekibimiz ile yaptığımız Peak Lenin tırmanışı ben ve partnerim için yüksekliğe uyum niteliğindeydi. Benim için ayrıca kalabalık bir ekibin organizasyonu, rehberliği gibi koşulları da içerdiğinden, olası ticari bir turdan çok daha zorlayıcı ve fazlasıyla öğretici oldu. Tabi burada ekip arkadaşlarımın yardımları da hiçe sayılamayacak derecede önemliydi!

Peak Lenin sonrasında Salih ve Efe de Khan Tengri dağına tırmanmak için South Inylchek ana kampına geleceklerdi. İstatistiki olarak ölüm tehlikesi yüksek olan tırmanışıma odaklanamayıp heyecanlanamaz iken, onlar adına ben de heyecanlı ve istekliydim fakat hava durumu tahminlerini hesaba katıp arkadaşlarım bu tırmanışlarından vazgeçtiler ve Türkiye’ye dönme kararı aldılar. Sonuçta iki kişi olarak 7 Ağustos günü South Inylchek kampına vardık.

South Inlycheck kampına vardığımızda Rus ve Ukrayna milli takımları II. Dünya Savaşı zaferinin 70. yılı adına, seçilmiş bir ekip ile Pobeda (7439m) dağına tırmanmak için oradaydılar. Ana kampta ekibi koordine eden ve bekleyen antrenör ve hocaları haricinde tüm takım 6940 metre yükseklikteki 5. kampta beklemekteydi. Büyük usta (aynı zamanda kamp müdürümüz) Dima Grekov’dan aldığım bilgi; Rus ve Ukrayna ekibinin 6 Ağustos günü Batı Pobeda zirvesine çıktıkları ve 8 Ağustos günü ekiplerin ana zirveyi deneyecekleriydi.

Biz Dima’nın tavsiyesine de uyup hava koşulları düzelene kadar ana kampta bekleme kararı aldık. Bizim gibi bekleyen İranlı ekiple de sürekli iletişim halindeydik. İranlı ekip ana kampta altı kişiydi, aralarından o tarihlerde henüz tanımadığımız Saeed ve Hadi ise çadırları fırtınada patlayan ve yanlarına sığınan Finlandiyalı Juho ve Amerikalı Paul ile birlikte 6600 metre yükseklikteki kamp 4’te beklemekteydiler. Hava durumu ilk beş gün için hiç parlak değildi ve neredeyse Pobeda üzerine her gün 1-2 metre kar yağıyor ve yağan kar çığ riski oluşturuyordu.

“9 Ağustos’ta Pobeda Güney yüzünden 1. kampın da bulunduğu düzlüğe doğru düşen bir çığın gürültüsüyle çadırdan çıkıp aşağıdaki görüntüyü yakalamıştım. Neyse ki bu çığda yaralanan veya hayatını kaybeden olmamıştı.”
[line]

[line]
8 Ağustos günü Rus ve Ukrayna ekiplerinin Pobeda zirvesine çıktıklarını öğrendik. Kampta herkes sevinçli ve heyecanlıydı fakat zirve sonrası ekip dönüşteyken, ekibin deneyimli üyelerinden Misha, beyin ödemi sebebiyle ciddi bir rahatsızlık geçirmiş ve bir saat kadar yaşadıktan sonra ekip arkadaşlarının üstün gayretine rağmen hayatını kaybetmişti. Aynı zamanda ekipten iki kişi de ciddi rahatsızlanmıştı. Çok güçlü ve deneyimli bu ekibin varlığı Misha’yı kurtaramasa da ölümcül derecede hastalanan diğer iki arkadaşlarını kurtarmıştı! Ekip aşağı doğru inerken kampta sessizlik hakimdi, herkes yukarıdan daha fazla kötü haber gelmemesini umarak bekliyordu. Neyse ki daha fazla kayıp vermeden 4. kampa inebildiler.

Ertesi gün öğleden sonra ekipler ana kampa ulaştı. Akşam yemeğinde masaların birleştirilmesi ile kalabalık Rus ve Ukrayna ekibi (~30 kişi), kaybettikleri arkadaşlarını andılar, onun için kadeh kaldırdılar ve konuşmak isteyen herkese söz verip arkadaşlarını onurlandırdılar. Ardından Rusya Dağcılık Federasyonu Başkanı ve antrenörleri tarafından resmi nişanlarını ve sertifikalarını aldılar. Arada hüzünlenip arada gülen, gitar çalıp şarkı söyleyerek geceyi geçiren bu büyük ekibi neredeyse tüm akşam gözlemledim. Üzülmekle birlikte o kadar imrenmiştim ki, ülkemde dağcılığın geldiği noktayı tekrar düşündüm. Karşımda gördüğüm bu güçlü ekibin ortamda yarattığı atmosfer, duruşları, deneyimleri, her şeyden öte özenilecek seviyede (bence) başarılı bir ekip olmalarını çok kıskanmıştım! Bizde neden olmuyor (olamıyor) diye de neredeyse bütün gece düşündüm!

10-11 Ağustos günlerini de kötü hava sebebiyle bekleyerek ana kampta geçirdik. Ayrıca bu süreçte kampta bulunan neredeyse tüm ekipler ile tanışma fırsatı buldum. İtalyan baba-oğul dağa gelen ekip (Sandro ve Tiziano), Ukraynalı Yura ve Igor, Alman Detlef ve eğlence kaynağımız İspanyol Roberto ile samimi olmuştum. Gelen hava raporları 12 Ağustos günü havanın açacağını ve neredeyse bir hafta kadar bu şekilde devam edeceğini gösteriyordu. Tabi ki bölgeyi az çok bilen biri olarak biliyordum ki tahminlerin buradaki geçerliliği iki gün kadardı, sonrası biraz kumar oynamak!

11 Ağustos günü Dima beni yanına çağırdı ve bana zirve izni vermediğini sadece kamp 4’e çıkıp, koşulların uygun olması durumunda batı Pobeda zirvesine çıkabileceğimi söyledi. Ardından kampa dönüp dinlenecektik ve uygun koşullarda zirve için tekrar düşünüp yukarı çıkacaktık. Hatta Dima geçen üç gün içinde olanları hatırlatıp zirveye ilk seferde gitmememiz konusunda sert bir dille defalarca uyardı. Kendisine söz verip konuyu partnerimle görüştüm ve ertesi gün yani 12 Ağustos günü yola çıkmak üzere hazırlanmaya başladık. Deneyimlerim zaten zirveye bu şekilde gidemeyeceğimi söylüyordu fakat yine de denemek istiyordum çünkü Rus ekibin döşediği sabit hatlar özellikle kamp 1’den kamp 2’ye çıkışı oldukça güvenli hale getirmişti!

12 Ağustos günü ana kampta kahvaltımızı yaptıktan hemen sonra yola çıktık. Yaklaşık üç saat süren bir yürüyüş ile morenin buzul ile birleştiği noktaya geldik. Ardından tehlikeli buz çatlakları barındıran Pobeda Güney Buzulu’nda ilerleyip yaklaşık iki saatte 4300 metre yükseklikte buzul çatlaklarının arasında yer alan 1. kampa ulaştık. Aynı zamanda Rus ve Ukraynalı küçük bir grup bizimle birlikte aynı gün hareket etmişti. Kamp 1’e yükselirken yolda İranlı Saeed ve Hadi ile karşılaştık. Onlar da şiddetli esen rüzgar sebebiyle beklemekten yorulmuş ve geri dönüyorlardı. Kampa gelmeden 20-25 dakika önce partnerim rahatsızlandı ve kampa geldiğimizde vücudunda gelişen ağrı yüzünden kendini hiç iyi hissetmediğini söyledi. Kampı kurduktan sonra onu hızlıca çadıra sokup diğer işleri yaptım ve durumu ana kampa bildirdim. Kısa bir değerlendirmeden sonra en azından üst kamplarını görebileceğim ümidi ile yola çıktığım Pobeda’dan vazgeçmiş oldum.

Ertesi gün uyandıktan sonra kampı toplamaya başladım. Yukarıdan gelen Juho ve Paul da burada bıraktıkları malzemelerini alıp ana kampa doğru bizden bir saat kadar önce inmeye başladılar. Ana kampa vardıktan sonra ne zaman aşağı ineceğimiz konusunu konuştuk. Dima bize 14 Ağustos günü yani kampa döndüğümüz günün ertesi günü helikopter olduğunu söylemişti. Partnerim devam etmek istemediğini tekrarlayarak dönmek istediğini belirtti. Helikopterde yer varsa ertesi gün dönüşü ayarlamak için Dima’nın yanına gittim. Dima partnerimin dönebileceğini, helikopterde yer olduğunu söyledi fakat benim dönmemi istemediğini belirtti. Kampta çalışmakla ve ona yardım etmekle ilgili daha önce defalarca konuşmuştuk ama o ona yardımcı olmamı değil, Khan Tengri’de rehber olarak çalışmamı istiyordu. Başta bunun için kendimi yeterli görmediğimi söylesem de ısrarlı bir şekilde yapmam gerektiğini söylediğinde bir şey diyemedim. Aslında kariyerimi bu yönde geliştirmek için Bişkek’e taşınmıştım ama Dima ilk sorduğunda ne diyeceğimi bilmediğimden tereddüt ettim.

Dima Grekov, Sovyetler Birliği tarafından onurlandırmış bir dağcılık spor ustası ve saygın biri, aynı zamanda bu kararı verirken danıştığı dostu da kendisiyle benzer pozisyonda. Kısa bir konuşma ardından kabul ettiğime sevindiğini söyleyip yakasındaki bir rozeti söktü ve takmam için bana verdi. Aynı rozeti tüm rehberler takıyordu, rozetin arka planında Ushba dağı vardı, üzerinde kırmızı haç ve kurtarma ekibi yazısı. Onur duyduğumu söyleyerek çok teşekkür ettim.

Gerçekten Dima tarafından bu şekilde onore edilmek benim için çok önemli ve değerliydi. Artık benim söyleyeceğim yerlerde rehber ve kurtarma ekibi üyesisin dedi, 17’sinde zirve için yola çıkacak fix grubun rehberlerindensin. Yola çıkmadan önce müşteriler ile çeşitli pratikler yapacaksınız, bu sırada ben de sana tüm kurallarımızı öğreteceğim dedi. İşin güzel tarafı kampta samimi olduğum ekibin neredeyse tamamı bu fix grubun içerisindeydi. Haberi partnerim ile paylaştıktan sonra grupla paylaşmak için sabırsızlanıyordum ama rehberleri olduğum grup henüz yükseğe uyum tırmanışından dönmemişti. Ayrıca kabul ettiğim bu görevin sorumluluklarından habersiz geçirdiğim ilk akşam oldukça keyifliydi.:)

Ertesi gün partnerim helikopter ile döndü. Fix grup da yüksekliğe uyum tırmanışını bitirip ana kampa inmişlerdi. Grup ile haberi paylaştığımda çok sevindiler. Bunu kutlayıp, keyifli bir sohbet eşliğinde yemeğimizi yedik. Yemekten sonra çadırıma gidip günlüğümü yazarken Dima geldi ve kampa helikopterle gelen televizyon ekibine, kamp doktoru Avaz ve en genç rehberimiz Lera’ya eşlik edip buzulda tırmanış yaptırmamı söyledi. Hızlıca hazırlanıp ekibe yetiştim ve kampa 20 dakika kadar mesafede bulunan buzula gidip ekibe pratik yaptırdık ve bol bol görüntü aldık.

Eğitim sırasında Lera ile sohbet etme imkanı yakaladım. Rehberler arasında İngilizcesi olan ve iyi derecede konuşan bir tek o vardı. O gün beraber çalışmamız ve sohbetimiz iki gün sonra yapacağımız zirve tırmanışında bizim partner olmamıza hatta yakın arkadaş olmamıza sebep olacaktı. Aynı şekilde kamp doktorumuz ve cerrah olan Avaz ile doğan dostluğumuz benim için çok önemliydi. Televizyon ekibiyle yaptığımız çekim işinden sonra kampa döndük ve doktor, ünlü bir Rus dağcı olan Gleb Skelov ile bana harika bir İtalyan kahvesi pişirdi. Çat pat İngilizce ve Rusça sohbet edip güzel vakit geçirdik.

“Rehberlerin boş vakitleri, dinlenme süreleri haricinde kamptaki kaba kuvvet gerektiren işlere yardım etmek, kamplar arasında yeri geldiğinde hat döşemek veya çeşitli problemleri gidermek için git-gel yapmakla geçebiliyordu. Şayet dağda bir arama-kurtarma durumu gerekiyorsa da kamp müdürü bu ekibi öncelikli olarak rehberlerinden oluşturuyordu. Kampta çalıştığım bu kısa sürede yüksek irtifa rehberliği, riskleri ve sorumlulukları adına çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim!”

16 Ağustos tarihinde son fix grubun rehberleri olarak ekibin durumunu değerlendirip ekibi ikiye bölme kararı aldık. İlk grup ben ve Lera ile 17 Ağustos tarihinde, ikinci grup Sasha ve Arthur ile birlikte 18 Ağustos tarihinde yola çıkacaklardı. 17 Ağustos sabahı Lera ve ben altı müşteri ile birlikte yola çıktık. 1. kampa aynı gün ulaştık. 18 Ağustos günü de direk kamp 1’den kamp 3’e çıktık. O akşam Lera biraz rahatsızlandı, durumu ana kamp ile görüştüğümüzde kamp müdürümüz riske girmeden hemen rehber değişikliği yaptı ve kamp 3’te beklemede olan Lowa ile Lera’yı değiştirdi. 19 Ağustos sabahı erken saatte zirve denemesi yapmak için yola çıktık. Zirve yolunda 6400m ve 6600m civarından dönen ekipleri aşağı indirmek bana kalmıştı.

Sanırım 2012’de zirve yaptığım günü düşündüğümde sportif olarak harcadığım enerjinin kat be kat fazlasını rehberlik yaparken harcamıştım. Akşam kamptayken bunu düşündüm ve dönüş gününü düşünerek enerjimi toplamaya çalıştım. 20 Ağustos sabah 5’te kalkıp ekibi ve kampı toplamaya başladık. Şirketin son fix grubu bizim grubumuz olduğu için kampı toplamak da bizim işimizdi! Rehber başına ikişer çadır alıp (ıslak ağırlıkları 10 kg üzerinde), kendi eşyalarımız, ekstra ip vs. yüklenip müşteriler ile birlikte ana kampa döndük.

Kampa döner dönmez Dima bizi karşıladı, ertesi gün helikopter olduğunu, çok fazla iş kalmadığını ve aşağı dönüp dinlenmem gerektiğini söyledi. Aslında daha kamp 1’i toplamamıştık ama üst kampların hepsini indirmiştik. Ayrıca erken dönmek işime geliyordu tabi ki! Dima’ya ok dedikten sonra çadırıma gidip bir yandan çantamı boşaltırken bir yandan varilime eşya tıkıştırmaya başladım. O akşam ekiple beraber bir şeyler içip sohbet edip kutlama yaptık. Ekibimizden üç kişi zirveye ulaşmıştı. Güzel bir gecenin ardından sabah erken saatlerde helikoptere binip önce Karkara kampına ardından araçla Bişkek’e gittik.

South Inylchek’te çalıştığım süreç ve sonrasında yaşadığım onca şey özellikle seçimlerimle ilgili bana çok şey öğretti! Ayrıca Peak Lenin ileri ana kamp müdürü Vladimir Suviga ve South Inylchek kampında Gleb Sokolov ile tanışıp vakit geçirmek bir onur ve büyük keyifti.

[line]

[line]

[box]“Hayatımızda bizi etkileyen her şey seçimlerimizle alakalı… Bu seçimler radikal kararlara dönüştüğü zaman bulunduğumuz yer hayatımızın dönüm noktasına ve bazen de riskli bir yola dönüşür! Aldığımız kararları konuşurken de son cümlelerin tükenip suskunluğumuzun bünyemize zarar vereceği noktada teslim olmak ise hayatlarını bizim gibi yaşamaya çalışanları tüketir!”  

Yeni seçtiğim daha doğrusu yönlendirdiğim, radikal kararlar ile bu noktaya getirdiğim hayatımın bana neler getireceğini bilemesem de bunu yaşamak için büyük heyecan duyduğumu söyleyebilirim.[/box]

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’ten, Ala Archa, Tian Shan, Pamir dağlarından, Ak-Su ve Karavshin vadilerinden kısacası yeni memleketimden herkese selam olsun!