Peak Lenin & Peak Khan Tengri 2016

Peak Khan Tengri (7010m) Zirvesi 2016

[line]2016 yaz sezonunu da her zaman olduğu gibi Pamir ve Tanrı Dağları (Tian Shan)’nda geçirdim. Önce üç müşterim ile birlikte Peak Lenin Dağı’na (7134m) tırmandık. Müşterilerimi yolcu ettikten sonra ben güney İnilçek (South Inylchek) ana kampına gittim.

Peak Lenin tırmanışımız için müşterilerimle birlikte 1 Temmuz akşamı İstanbul’dan THY Oş uçağı ile yola çıktık. 2 Temmuz sabah erken saatte Oş’a ulaştıktan sonra birkaç saat otelde dinlenip aynı gün yaklaşık 6-7 saat süren yorucu bir yolculuğun ardından Peak Lenin ana kampına ulaştık.

Tırmanış programımız;

NOT: Olumsuz hava koşulları sebebiyle planlanan tırmanış programımız aşağıdaki gibi gerçekleşti.

[box]2 Temmuz: Ana kampa varış ve dinlenme

3 Temmuz: Aklimatizasyon için 4000 metreye tırmanış ve ana kampa dönüş. İleri ana kamp için hazırlık.

4 Temmuz: İleri ana kamp / kamp 1 (4300m)

5 Temmuz: Dinlenme günü

6-7-8 Temmuz: Kötü hava sebebiyle ileri ana kampta / kamp 1′ de bekleyiş

9 Temmuz: Kamp 2’ye (5300m) tırmanış

10 Temmuz: Kamp 3’e (6200m) tırmanış

11 Temmuz: İleri ana kamp / kamp 1’e (4400m) iniş

12 Temmuz: Ana kamp (3600m)’a iniş

13 Temmuz: Dinlenme ve hazırlık

14 Temmuz: İleri ana kamp / kamp 1’e (4400m) tırmanış

15 Temmuz: Kamp 3’e (6200m) tırmanış

16 Temmuz: Zirve (7134m)

17 Temmuz: Ana kamp’a (3600m) iniş

18 Temmuz: Oş’a transfer[/box]

İleri ana kampa (kamp 1) vardığımız günden itibaren hava dört gün boyunca kötüydü. Bu sebeple tüm yedek günlerimizi burada harcamak zorunda kaldık. Aklimatizasyon tırmanışımızdan sonra zirve için çok az zamanımız kalmıştı, hatta klasik program ile zirveye çıkamayacağımız kesindi. Murat ve Barış İstanbul’a dönme kararı aldılar. Ben Neslihan’a hızlı ve zor bir program önerdim, denemeyi kabul etti. 14 Temmuz günü Neslihan ile birlikte ana kamptan ayrıldık ve 16 Temmuz’da zirveyi yapıp 17 Temmuz günü ana kampa geri döndük. Hızımız bakımından aslında oldukça başarılı bir tırmanış oldu diyebiliriz! Neredeyse dağdaki herkesin haberimizi alması ve bizi ayrı ayrı tebrik etmeleri özellikle Neslihan’a çeşitli lakaplar takmaları çok hoştu 🙂  Ertesi gün Oş’a transfer edildik ve 19 Temmuz Neslihan İstanbul’a ben ise güney inilçek buzulu kampına (Tian Shan) gitmek üzere Bişkek’e uçtum.

19 ve 20 Temmuz günlerini Bişkek’te dinlenerek ve çamaşır-temizlik ile geçirdim. 21 Temmuz günü Bişkek’ten yola çıkarak ~7 saat kara yolculuğu ile helikopterin kalkacağı Karkara kampına ulaştım.  22 Temmuz günü helikoptere binecek kişi sayısı fazla olduğu için (önce müşteriler sonra rehberler 🙂 ) 1 gün daha Karkara’ da kaldım. 22 Temmuz gününü de dinlenerek geçirmiş oldum ve 23 Temmuz günü helikopterle güney İnilçek kampına uçabildim. Bu günü kamp çalışanı arkadaşlarımla ve tırmanıcı dostlarla sohbet ederek geçirdim.

Ünlü Yeni Zelandalı dağ rehberleri Dean Staples ve Lydia Bradey ile yolda karşılaşmıştık, yol boyunca ve Karkara kampında sohbet edip kaynaştık. Ana kampta beraber yemek yiyor, sohbet ediyor ve dağlar hakkında konuşuyorduk. Mütevazi kişiliklerinden etkilendiğimi söyleyebilirim. Dean Staples’ ın zannediyorum ki 10 kere Everest zirvesini görmüşlüğü var, Lydia kaç kere çıkmıştı hatırlamıyorum ama 1988 yılında Everest’e oksijen desteksiz tırmanan ilk kadın olduğunu biliyorum. 🙂 Ana kampta olduğum sürece hep onlarla birlikteydim, benim için çok güzel bir tecrübe oldu.

Ana kampa geldiğimin ertesi günü yani 24 Temmuz’da patronum (ana kamp müdürü) Dmitry Grekov ile konuştum. Aslında amacım Pobeda’ya gitmekti ama beraber gitmeyi düşündüğüm Rus arkadaşlarımdan henüz haber yoktu. Grekov, Gleb Sokolov’ un bugün Khan Tengri’ye gideceğini ve onunla birlikte gitmemi istediğini söyledi. Bunu konuştuğumuzda Gleb’in yola çıkmasına 2 saat kadar vardı. Ben de hızlıca çantamı hazırlayıp Gleb Sokolov ile birlikte saat 15.30 gibi kamptan ayrıldım. 2 saat kadar bir sürede kamp 1’e (4200m) geldik. Ertesi gün yani 25 Temmuz sabahı 4 gibi yola çıktık ve 3 saat 20 dakika gibi bir sürede kamp 2’ye (5300m), ardından yaklaşık 3 saatte de kamp 3’e (5900m) tırmandık.

Amacımız iyi aklimatizasyon ve yukarı yük taşımak olduğu için kamp 4 (6400m)’ü kullanmaya karar verdik. Bu arada kamp 3’te Kerem ve Hümeyra ile karşılaştım. Onlar da birkaç gündür bu kampta beklemekteydiler. Rota ve çıkış saati konusunda biraz onlarla konuşup, yanlarında getirdikleri fazla çadırı söküp daha düzgün bir hale getirdim ve geceyi bu çadırda geçirdim. 26 Temmuz sabahı Gleb ve David ile yanımıza ip, biraz emniyet malzemesi ve çadır alıp saat 10.30 ‘da kamp 3’ten ayrıldık. 3 saatte kamp 4’e (6400m) tırmandık. Buraya çadırlarımızı kurup malzemeleri yerleştirdik. İlerleyen saatlerde dağda kalan son ekip de kamp 3’e doğru inerken biz dinlenmeye çekildik.

27 Temmuz sabah saat 6 gibi uyandım ve su yapmak için uyku tulumundan çıktım. Hava çok soğuk ve aşırı rüzgarlıydı. Su eritip biraz atıştırdıktan sonra termosu doldurdum ve yan çadırda kalan Gleb ve şirket rehberlerinden David ile konuştuk. Rüzgarın biraz yavaşlayacağını düşünerek bekleme kararı aldık. Saat 08.30 civarında rüzgar biraz azaldı ve dışarı çıktık. Çok soğuk ve rüzgarlı bir havada ellerimizi biraz üşüterek hızla yükselmeye başladık. Biz yükseldikçe bulutlar da yavaş yavaş toplanıyordu. Akşam üstü itibariyle havanın yağışlı olacağını ve ilerleyen günlerde daha da kötüleşeceğini biliyorduk. Zirve yolunda sabit hat için bir kaç malzeme bıraktık ve 13.50’de zirveye vardık.

Zirvede bir kaç poz fotoğraf çekip alçalmaya başladık. 6400m kampına iner inmez kamptaki malzemeleri toparladık. Gleb 6400m kampında kalmaya karar verdi, ben ve David 5900 metre kampına indik ve büyük bir kar mağarasına yerleştik. Yorulmuştuk, biraz sıvı aldıktan sonra sabah erken kalkmak üzere yatıp uyuduk. Sabah 3 gibi Dean beni uyandırdı. Gece boyu çok fazla kar yağdığı için mağaranın girişi kapanmıştı. Dışarıda şiddetli rüzgar ile birlikte kar yağışı devam ediyordu. Dışarı çıktığımızda pek bir görüş yoktu ve hareket etmek oldukça zordu! İki ip ekibine bölündük. Ben ve Yeni Zelandalı dostlarım Dean Staples ve Lydia Bradey ile aynı ipteydik. Aşağı doğru hızlıca yola çıktık. Saat 10.30 gibi ana kampa vardığımızda hava üst kamplara göre oldukça yumuşak ama kapalıydı.

Biz Khan Tengri kamp 4’de (6400m) iken Pobeda kamp 1’e çığ düşmüş ve kampı yerle bir etmişti. Beklenmedik bir saatte, sabahın erken saatlerinde düşen bu çığda can kaybı yoktu fakat yaralananlar vardı ve birçok ekip malzemelerini çığda kaybetmişti. Aslında kampı yerle bir eden çığın kendisi değil, çığın önünde ilerleyen toz kar ve hava kütlesiydi! Katılmayı düşündüğüm ekip de burada hasar aldığından Pobeda denememden vazgeçtim ve ülkeye dönme kararı aldım. Aslında bu kararı almamda 15 Temmuz olayının da etkisi vardı diyebilirim… Havanın bozuk olması sebebiyle 5 gün ana kampta bekledim ve ardından 2 Ağustos günü helikopterle Karkara kampına uçtum. Burada da 3 gün bekledikten sonra Bişkek’e ulaşabildim.

Bu yaz daha önce de tırmandığım bu iki dağın zirvesine kendi hız sürelerimi aşağı çekerek tekrar ulaşmış olmanın tesellisiyle 7 Ağustos günü İstanbul’a döndüm.

[box]“Yıldız ekolünden gelip Kırgızistan’da pişmeye devam eden bir çaylak rehber olarak şunu da belirtmek istiyorum; Sovyet – Rus dağcılık ekolünden ve buradaki hocalarımdan çok şey öğrendim, hala da inatla öğrenmeye devam ediyorum. Bu noktada beni maddi ve manevi destekleyen Ak-Sai şirketine ve karşılıksız imkanlarını sunan KMGA hocalarına, Dmitry Grekov ve Vladimir Suviga’ya minnettarım!”[/box]